29 Mayıs 2011 Pazar
Bee Movie ( Arı Filmi )
Tür : Animasyon / Komedi
Gösterim Tarihi : 14 Aralık 2007
Yönetmen : Steve Hickner Simon J. Smith
Senaryo : Jerry Seinfeld , Spike Feresten
Yapım : 2007, ABD , 90 dk.
Seslendirenler : Jerry Seinfeld (Barry B. Benson(ses)) , Renée Zellweger (Vanessa Bloom(ses)) , Matthew Broderick (Adam Flayman(ses)) , Patrick Warburton (Ken(ses)) , John Goodman (Montgomery(ses)) , Chris Rock (Mooseblood) , Larry King (Arı Larry King) , Oprah Winfrey (Judge Bumbleton)
yeğenim dolayısıyla izlemek zorunda kaldığım, ama sonra o oynamak için dışarı çıkmasına rağmen oturup başına gözümü kırpmadan izlediğim ballı mı ballı bir canlandırma.
çok eğlenceli, çok keyifli.
hele cem yılmaz: onun sesi olmasa bu arı, bu film bu kadar bizden olamazdı.
küçük doğaçlamalar yaptığını düşündüğüm bazı yerlerde gülmekten kendimi alamadım.
tabi yine hem küçüklere hem büyüklere hitab eden espriler...
filmin yapımcılığını, yazarlığını ve başrol oyunculuğunu(seslendiriciliğini) yapan (kısacası filmi yaratan) jerry seinfeld(o efsane dizi seinfeld'in yaratıcısı ve başrol oyuncusu / ünlü stand-up komedyeni), yine o iğneleyici üslubunu filme yedirmiş.
filmin özgün halinde seslendirmeyi bir stand-up komedyeninin yapması ve ülkemizde de bu iş için cem yılmaz'ın seçilmesi çok yerinde bir seçim olmuş. kendi payıma çok keyifli bir bir buçuk saatti.
Hellboy II: The Golden Army ( Hellboy 2: Altın Ordu )
| Tür : Dram / Macera / Aksiyon Gösterim Tarihi : 26 Eylül 2008 Yönetmen : Guillermo Del Toro Senaryo : Guillermo Del Toro , Mike Mignola (Kitap) Görüntü Yönetmeni : Guillermo Navarro Müzik : Danny Elfman Yapım : 2008, ABD , 120 dk. Oyuncular Ron Perlman (Hellboy) , Selma Blair (Liz Sherman) , Doug Jones (Abe Sapien / The Chamberlain / The Angel of Death) , James Dodd (Johann Krauss) , John Alexander (Goblin) , Luke Goss (Prens Nuada) , John Hurt (Professor Trevor Broom Bruttenholm) |
Pan'ın Labirenti'ndeki o masalsı ama bir o kadar ciddi yönetimiyle beni benden alan canım Del Toro, şimdi Amerika'nın ondan istediğini yapmaya devam ediyor: Gişeye oynuyor. Ama bir yandan da küçükken okumayı sevdiği masal dünyalarını beyazperdeye aktarıyor, ciddi olmaya çalışmıyor, eğleniyor, bizi de eğlenceye dahil ediyor. Pan'ın Labirenti'nin büyük başarısından sonra stüdyoların güvenini kazanan Del Toro, daha büyük bir bütçeyle, Hellboy'un (boynuzlu)başına yeniden geçiyor ve ilkinden daha büyük, daha görkemli ve daha renkli, daha hareketli bir film yapıyor. Böylece Amerika'daki yerini garantiliyor: Hobbit'ten belli oluyor zaten.
Konu basit:
İnsanoğlu ile Dünya’nın eski sahipleri arasında binlerce yıl önce varılan ateşkes anlaşması bozulunca cehennemin tüm varlıkları adeta zincirinden boşanır. Yeraltı dünyasının anarşist ruhlu prensi Nuada, insanoğluna yüzyıllardır saygı göstermekten bıkmış usanmıştır. Binlerce yıldır uykuda olan ölüm makineleri ordusunu, ölümsüz Altın Ordu'yu uyandırmanın çaresini aramaya başlar. Bunu başardığı takdirde kendi halkına ait olan her şeyi geri alabilecektir. Nuada’nın girişimleri sonucunda yeraltı dünyasının tüm büyülü yaratıkları serbest kalarak harekete geçer. Bundan sonrasında karanlık ruhlu prensi durdurarak dünyamızı yok olmaktan kurtarmayı sadece Hellboy başarabilir. bkz.
Lakin, bu eğlenceli film "Bakalım Hellboy ve arkadaşları Altın Ordu'nun hakkından nasıl gelecek?" sorusuna pek de doyurucu bir cevap veremiyor. Ben, kendi açımdan filmin bu konuda sunduğu zekice çözümü, biraz kolaya kaçılmış buldum. Bir de Del Toro'nun filmin sırtını dayadığı ana miti iki filmdir bir türlü anlatamadığını farkettim: Filmi izlerken, filmin nereye doğru gideceğini ve bu farklı alemlerin neye hizmet ettiğini(belki de çizgi roman hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığımızdan) bir türlü anlayamıyoruz. Görsel ziyafetin keyfine bakıp fazlaca soru sormazsanız çok eğlenirsiniz; gerçi hangi çocuk masal dinlerken fazla soru sorar ki.
Bunca acayip yaratığı bir arada başka bir filmde göremeyeceğinize de eminim(Allah'ım pazarları bile var).
28 Mayıs 2011 Cumartesi
The World's Fastest Indian (Efsane Adam )

Efsane Adam
The World's Fastest Indian
Tür : Dram / Macera
Gösterim Tarihi : 12 Mayıs 2006
Yönetmen : Roger Donaldson
Senaryo : Roger Donaldson
Görüntü Yönetmeni : David Gribble
Müzik : J. Peter Robinson
Yapım : 2005, Yeni Zelanda / ABD , 127 dk.
Ben diyorum:
İndian marka motosikleti(47 yaşında) ve yılmak bilmez koskoca yüreğiyle, Yeni Zelanda'nın duyulmamış bir şehrinden, İnvercargill'den, çıkıp Amerika'nın Utah eyaletindeki Bonneville Tuz Çölleri'ne, dünya hız rekorunu kırmak için giden yaşlı(68 yaşında) bir adamın gerçek öyküsü bu. Adı Burt Munro.
"Burt Munro: Offerings to The God of Speed" adlı kısa belgeselden, belgeselin yönetmeni Roger Donaldson tarafından uyarlanan bu muhteşem filmin başrolünde Anthony Hopkins var. Hopkins Munro'yu şirin ve inatçı bir adam olarak yani tam da Munro'ya yakışır biçimde yorumluyor; filmi izlerken rüyasının peşinde koşan bu adamı çok seviyorsunuz, mücadelesi sizin mücadeleniz oluyor.
Bilindik başarı öykülerinden çok uzak bir film. Başarmak için tam 25 yıl sarfetmiş, hız sevdalısı bir ihtiyar delikanlının geç kalmış rüyasının filmi. Aynı zamanda da hoş bir yol filmi.
İlk yarı boyunca Munro'nun Yeni Zelanda'dan Amerika'ya giderken başından geçen olaylara tanık oluyoruz.
Tatlı mı tatlı ve ağır işiten bir ihtiyarın bilmediği topraklarda başına kötü şeyler gelmesi muhtemel belki; ama üç beş sorun dışında her şey yolunda gidiyor. Munro'nun hayata sürekli gülen gözleri insanların ona yardım etmesini sağlıyor; pürüzler aşılıyor.
İkinci yarıda ise yarış başlıyor.
Hiç bir şey mucize değil, sihirli bir el dokunmuyor Munro'nun rüyasına.
Sadece bir şeyin varlığı her şeyi mümkün kılıyor: İnanmak.
24 Aralık 2010 Cuma
Five Minarets in New York ( New York'ta Beş Minare )
Five Minarets in New York ( New York'ta Beş Minare )
berbat bir film. bunun mahsun'u yönetmen saymamamla ilgisi yok sizi temin ederim; daha evvelki iki filmini izleyip pek beğenmiştim ve hakkını vermiştim yönetmen olarak. lakin bu sefer ortada hiçbir şey yok. ne senaryo var, ne oyunculuk var, ne kurgu var vs. öyle berbat ki neresinden başlayacağımı şaşırıyorum:
1. mesela koskoca türk polisi uluslararası bir operasyonu sadece bir polis memurunun ifadesine göre nasıl gerçekleştirir anlamıyorum: "fırat, deccal hacı gümüştür dedi, biz de inandık" bu ne ya!
2. yine koskoca fbi görevlisi(hatta orada emirler yağdırdığına göre yüksek bir mertebede herhalde) david becker(isimler de bir hayli özgün, maaşallah); sokağa düşüp elinde fotoğrafla adam arıyor: "görürseniz insaniyetlik namına call me!"
berbat bir film. bunun mahsun'u yönetmen saymamamla ilgisi yok sizi temin ederim; daha evvelki iki filmini izleyip pek beğenmiştim ve hakkını vermiştim yönetmen olarak. lakin bu sefer ortada hiçbir şey yok. ne senaryo var, ne oyunculuk var, ne kurgu var vs. öyle berbat ki neresinden başlayacağımı şaşırıyorum:
1. mesela koskoca türk polisi uluslararası bir operasyonu sadece bir polis memurunun ifadesine göre nasıl gerçekleştirir anlamıyorum: "fırat, deccal hacı gümüştür dedi, biz de inandık" bu ne ya!
2. yine koskoca fbi görevlisi(hatta orada emirler yağdırdığına göre yüksek bir mertebede herhalde) david becker(isimler de bir hayli özgün, maaşallah); sokağa düşüp elinde fotoğrafla adam arıyor: "görürseniz insaniyetlik namına call me!"
23 Aralık 2010 Perşembe
How I Met Your Mother - A Love Story in Reverse
Tersinden Bir Aşk Öyküsü
Hepinizin az çok bildiği üzere. Hoş bir dizi bahsini açtığım.
Beş ana karakterin üzerine kurulu tamamı flashback bir kurguyla ilerleyen bir durum komedisi. ABD'de yayın yapan CBS kanalında 19 Eylül 2005'ten beri yayınlanmaya başlamıştır. Şu an 6. sezonunda olduğumuz bu şeker dizinin yapımcılığını Carter Bays ve Craig Thomas yapıyor.
Tüm dizi evli-barklı Ted Mosby'nin ağzından anlatılıyor: Ted iki çocuğuna anneleriyle nasıl tanıştıklarını anlatıyor: Aslında konunun çıkış noktası bu olmasına rağmen genel itibariyle bu beş karakterin ilginç ve eğlenceli yaşamlarına ve birbirleriyle olan güzel ve komik ilişkilerine odaklanılıyor. Ana karakterleri tanıdığınız zaman herhangi bir devamlılığa ihtiyacınız olmuyor; çünkü dizinin yaklaşık 20 dakika süren her bölümü farklı bir konuyu işliyor; önceki bölümü kaçırsanız bile eğlenmeniz garanti.
Türkiye'de Türkçe altyazılı olarak Cnbc-e kanalında yayınlanıyor.
Karakterler:
Ted Mosby: Romantik, tatlı, çekici, esprili bir amerikan genci; mimar. Aşırı duygusal bir yanı var ve bu yüzden aşkta hep kaybedeben taraf.
Hissettikleri ve yaşadıklarıyla çağdaş dünyanın ilişkilere dair sorunlarını sembolize eder.
Marshall Eriksen: Ted'in en iyi arkadaşı, Ted'in diğer en iyi arkadaşı Lilly Aldrin ile evli. Garip alışkanlıkları olan eğlenceli bir çift. Bireysel olarak baktığımızda zayıf karakterler olmasına rağmen birlikteyken daha komikler. Ted'in özlem duyduğu bir aşkı temsil ediyorlar.
Lilly Aldrin: İyi yürekli, şirin, becerikli, hassas ve eğlenceli bir bayan. Ana sınıfı öğretmeni. Belki de bu yüzden Ted'e karşı bazen Ted'in hayatına müdahale edecek kadar korumacı bir tavrı var. Buffy dizisinden hatırlayacaksınız kendisini.
Eşiyle birlikte Ted'in ulaşamadıklarını, dolayısıyla çağdaş insanın hayallerini sembolize eder.
Robin Scherbatsky: Bir dönem Ted'le güzel bir ilişkileri olup ayrıldıktan sonra Ted'le dost kalan güzel ve alımlı karakter. TV sunucusu. Esmer güzeli. Maaşallah.
Kendi ayakları üzerinde durabilen özgür kadını sembolize eder.
Barney Stinson: Dizinin en komik, en eğlenceli, en farklı karakteri. Her gün farklı bir kadınla birlikte olan fırlamanın teki. Her zaman takım elbise giyer. Kendine has müthiş teorileri, çıkarımları vardır.
Tüketim toplumunun ürettiği ilişkileri sembolize eder.
Hepinizin az çok bildiği üzere. Hoş bir dizi bahsini açtığım.
Beş ana karakterin üzerine kurulu tamamı flashback bir kurguyla ilerleyen bir durum komedisi. ABD'de yayın yapan CBS kanalında 19 Eylül 2005'ten beri yayınlanmaya başlamıştır. Şu an 6. sezonunda olduğumuz bu şeker dizinin yapımcılığını Carter Bays ve Craig Thomas yapıyor.
Tüm dizi evli-barklı Ted Mosby'nin ağzından anlatılıyor: Ted iki çocuğuna anneleriyle nasıl tanıştıklarını anlatıyor: Aslında konunun çıkış noktası bu olmasına rağmen genel itibariyle bu beş karakterin ilginç ve eğlenceli yaşamlarına ve birbirleriyle olan güzel ve komik ilişkilerine odaklanılıyor. Ana karakterleri tanıdığınız zaman herhangi bir devamlılığa ihtiyacınız olmuyor; çünkü dizinin yaklaşık 20 dakika süren her bölümü farklı bir konuyu işliyor; önceki bölümü kaçırsanız bile eğlenmeniz garanti.
Türkiye'de Türkçe altyazılı olarak Cnbc-e kanalında yayınlanıyor.
Karakterler:
Ted Mosby: Romantik, tatlı, çekici, esprili bir amerikan genci; mimar. Aşırı duygusal bir yanı var ve bu yüzden aşkta hep kaybedeben taraf.
Hissettikleri ve yaşadıklarıyla çağdaş dünyanın ilişkilere dair sorunlarını sembolize eder.
Marshall Eriksen: Ted'in en iyi arkadaşı, Ted'in diğer en iyi arkadaşı Lilly Aldrin ile evli. Garip alışkanlıkları olan eğlenceli bir çift. Bireysel olarak baktığımızda zayıf karakterler olmasına rağmen birlikteyken daha komikler. Ted'in özlem duyduğu bir aşkı temsil ediyorlar.
Lilly Aldrin: İyi yürekli, şirin, becerikli, hassas ve eğlenceli bir bayan. Ana sınıfı öğretmeni. Belki de bu yüzden Ted'e karşı bazen Ted'in hayatına müdahale edecek kadar korumacı bir tavrı var. Buffy dizisinden hatırlayacaksınız kendisini.
Eşiyle birlikte Ted'in ulaşamadıklarını, dolayısıyla çağdaş insanın hayallerini sembolize eder.
Robin Scherbatsky: Bir dönem Ted'le güzel bir ilişkileri olup ayrıldıktan sonra Ted'le dost kalan güzel ve alımlı karakter. TV sunucusu. Esmer güzeli. Maaşallah.
Kendi ayakları üzerinde durabilen özgür kadını sembolize eder.
Barney Stinson: Dizinin en komik, en eğlenceli, en farklı karakteri. Her gün farklı bir kadınla birlikte olan fırlamanın teki. Her zaman takım elbise giyer. Kendine has müthiş teorileri, çıkarımları vardır.
Tüketim toplumunun ürettiği ilişkileri sembolize eder.
22 Aralık 2010 Çarşamba
Kaplan! Kaplan! (Tiger! Tiger!) - Alfred Bester
Sizi Adam Edeyimİngiltere'de, 1956 yılında, Tiger! Tiger! adıyla yayınlanan bu kusursuz Alfred Bester romanını uzak ara alıp yakın ara okudum ve ömrümce anacağım.
Neyse, devam edelim:
Roman daha sonra, 1957'de ABD'de The Stars My Destination(Yıldızlardır Hedefim) adıyla yayınlanmıştır.
Amerika baskısının ismi romanın içeriğine gönderme yaparken, İngiltere baskısının ismi baş karakter Gully Foyle'un roman boyunca süren devasa değişimine gönderme yapar.
Bester, kitabına bu ismi, İngiliz şair William Blake'in The Tyger adlı şiirinden etkilenerek verir.
Roman, temelde ışınlanmanın(romandaki adıyla jauntelemenin) keşfedilişi ve bunun toplumsal yaşamdaki etkilerini fon alır. Bu bildik(romanın yazıldığı dönem için yaratıcı) fonun üstüne; ışınlanma konusunda çok özel bir yeteneği olan Gully Foyle'un, intikam ve güçle harmanlanmış olağanüstü değişimini işler. Romanı renklendiren onca benzersiz karakter ve şaşırtıcı buluşlar, okuyucuyu daha önce deneyimlemediği bir düşünce akışına bırakır; zihin açar.
Alfred Bester'ın iki üstün romanında(The Demolished Man ve Tiger! Tiger!) iki üstün yetenek ve bunun toplumsal etkileri ve gelişimi işlenir; ama asıl kurgu intikam üzerinedir; baş karakterler bu yetileri intikam almak için kullanır.
Bir zamanlar, Superman ve Batman çizgiromanlarında metin yazarı olarak çalışan Bester, romanlarında üstün yetilerin "süper" etkilerinden ziyade insan ilişkileri eksenindeki yıkıcı yönlerini işler. Belki de bu yüzden onun eserleri, bilim kurgu edebiyatının yeni serpildiği yıllardan bu yana, kaçış edebiyatının bir parçası olarak değil, has edebiyatın üyeleri olarak anılmış ve okunmuştur.
28 Kasım 2010 Pazar
Murat Menteş Testi ( Sorular )
Murat Menteş Şınavı
21 Eylül 1974 İstanbul doğumlu; edebiyatımızın kanı deli genç yazarı; kurgu dâhisi; veciz söz üstadı; uçarlı kaçarlı, vurdulu kırdılı, güzel lakırdılı, cilalı kitaplar mimarı; aktivist şair Murat Menteş’ten açacağız şimdi bahsi. Bu fişek kalemli, curcuna âlemli adamı ve yazdıklarını ne kadar tanıyorsunuz, görelim. Hazır mısınız şınava? Bakalım kaç tane çekebileceksiniz?
- Aşağıdakilerden hangisi yazarımızın kitaplarından biridir?
a) Garanti Tarantino
b) Korkmam Artık Sen Varsın
c) Aynalı Barikatlar
ç) Davosa Mütevazı Bir Katkı
27 Kasım 2010 Cumartesi
Murat Menteş Testi ( Cevaplar )
Cevaplar:
1
|
2
|
3
|
4
|
5
|
6
|
7
|
8
|
9
|
10
|
11
|
12
|
13
|
14
|
15
|
16
|
17
|
18
|
19
|
20
|
c
|
a
|
b
|
b
|
c
|
a
|
a
|
b
|
c
|
b
|
a
|
b
|
c
|
a
|
b
|
c
|
a
|
c
|
b
|
c
|
Değerlendirme:
0-5 Doğru:
Belli ki Murat Menteş ismini sık sık duyuyorsunuz ama okumak nasip olmadı. Çok şanslısınız: İki muhteşem roman, harika şiirler ve deneme kitapları sizi bekliyor.
6-10 Doğru:
Murat Menteş’i tanıyor, seviyorsunuz; ama onu daha çok romanlarından tanıyorsunuz. O durdurak bilmez, komik ve vecize dolu kitaplara bayılıyorsunuz. E haklısınız!
11-15 Doğru:
Murat Menteş’e hayransınız, ne yazsa bulup okuyorsunuz. Romanlarındaki karakterleri zihninize kazımış, şiirlerini ezberlemişsiniz. Onu çok seviyorsunuz. Biliyoruz, onun kitaplarının en kötü yanı bitmeleri.
16-20 Doğru:
Sizin Murat Menteş’in kendisi veya akrabası olduğunuzdan şüpheleniyoruz. Yoksa siz Afili Filintalar’dan mısınız? Sizin için Menteş harika bir yazardan öte bir abi. Onun yazdıklarını okumuyor sömürüyorsunuz resmen. Ama şu sıralar üzgünsünüz, çünkü yeni romanın bitmesine daha çok var.
16 Kasım 2010 Salı
Chuck Palahniuk Testi (Chuck Palahniuk Test)
15. chuck’ın türkçe’de yayınlanan tüm kitapları hangi yayınevinden çıkmıştır?
a. timaş yayınları
b. odtü geliştirme vakfı yayıncılık
c. ayrıntı yayınları
d. tübitak yayınları
15 Kasım 2010 Pazartesi
Chuck Palahniuk Testi Cevapları
doğru cevaplar:
0. d
1. c
2. a
3. d
4. c
5. d
6. c
7. b
8. d
9. c
10. d
11. a
12. b
13. d
14. d
15. c
değerlendirme:
10-16 doğru cevap:
tyler durden:
tebrikler, siz chuck’ı (chuck diyebilirsiniz, kanki olmuşsunuz zira) yutmuş hatta bütün olarak çıkarmışsınız. onun müthiş bir hayranısınız. sizin için chuck’ın alter egosu bile diyebiliriz; ya da onun için size. her kitabını çıkar çıkmaz alıp mazoşist bir zevkle okuyorsunuz. sıkı bir dövüş kulübü hayranısınız ve bahse girerim kendi dövüş kulübü kuralları’nız bile vardır. yalnız uyarmalıyım: bunca chuck hayranlığı bünyede/midede bunaltı/bulantı yapabilir.
5-10 doğru cevap:
carl streator:
sizin palahniuk’la aranız iyi. onu seviyor, okuyorsunuz; ilişkiniz okur-yazar düzeyinde. o postmodernist anlatım tarzı ve anlatılanların ilginçliği dikkatinizi çekiyor. İşin komik ve edebi yanı sizi ilgilendiriyor. sizin gibi okuyuculara daha çok ihtiyacımız var. ha, bu arada türkçe’de yeni bir palahniuk eseri var aldınız mı? aldınız tabi. onu da mı funda hanım çevirmiş? ah evet. size iyi okumalar.
0-5 doğru cevap:
victor mancini:
siz bir “loser”sınız, kaybetmeye mahkum bir silik. Şaka şaka. sadece chuck’ı ve kitaplarını yeterince tanımıyorsunuz. bu da iyi bir şey sizin için aslında: daha okuyacak bir sürü palahniuk kitabınız var sırada, ne güzel.
sorular nerede derseniz burada!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






