14 Ağustos 2014 Perşembe

Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık - Murat Gülsoy



Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık
Murat Gülsoy

Can Yayınları
2004
221 sayfa

"Kurmacanın Bilinen Sırları ve İhlal Edilebilir Kuralları" alt başlığı ile yayınlanan bu güzel kitap, bu alt başlığın imlediği her şeyi taşıyor. Murat Gülsoy önce kurmacaya dair tüm öğeleri, örnekler vererek, bu öğeler üzerinde düşünmemizi sağlayarak anlatıyor. Ardından, ancak bu öğelerin oluşturduğu sınırları aşmaya çabalarsak iyi bir edebi eser ortaya koyabileceğimizi söylüyor.

Yazma ve okuma ihtiyacının psikolojik ve sosyal temelleriyle giriş yapıyor Gülsoy. Yaratıcılığın doğduğu yeri bulmaya çalışırken keşfettiği yol işaretlerini aktarıyor bize. Yaratıcılığın dışarda, elle tutulur bir yerde olmadığını, zaten doğamızda anlatmanın, hikayeleştirmenin varolduğunu belirtiyor. Gerçekle olan derdimize değiniyor. Konulan sınırların ötesine geçmek için giriştiğimiz mücadelenin yaratıcılığı tetiklediğini söylüyor.

Yaratıcılığa dair bu yer gösterici değil keşfedici girişten sonra kurmacanın öğelerine geçiyoruz:
Bakış açısının önemini, kullanılan zaman kipinin önemini, kurgunun değerini, mekanın etkisini, karakter yaratımını, betimlemeyi; çok iyi öyküler üzerinde örneklendirerek anlatıyor yazar.

Tüm bunları anlatırken de ahkam kesmiyor, kural koymuyor. Zaten bu kitabın güzelliği de burada: Murat Gülsoy, zamanla belirlenmiş kuralları ortaya koyuyor ama en doğrusunun bu kuralları ihlal etmek olduğunu söylüyor.

Yazmaya dair düşündüren iyi bir kitap bu. Mutlaka okuyun.

12 Ağustos 2014 Salı

Mevki Uygarlığı - Robert Sheckley


Mevki Uygarlığı
(The Status Civilization)
Robert Sheckley
Çeviri: Belma Aksun
Metis Yayınları
1995
157 sayfa

Metis Bilimkurgu serisinden, Robert Sheckley'nin kaleminden iyi bir bilimkurgu kitabı. Yazıldığı tarih 1960.

Öncelikle müthiş çevirisinden bahsetmek gerek, böylesi nitelikli çeviriler insanı kendi diline hayran bırakıyor. Eric Frank Russell'ın "Ve Sonra Hiç Kalmadı" adlı harika kitabını da çeviren Belma Aksun'un çevirmenliğine hayran kaldım. Çeviri tadı vermeyen, yerlileştirmelerin tadında kullanıldığı harika bir çeviri.

Romana gelirsek: Distopik bir toplum tasarısı üzerinden çağımıza müthiş eleştiriler yapan çok iyi bir kitap bu. Her distopya gibi kara bir düzen var hikayede ve bu düzenin karalığının farkına varan ve onu sarsmaya çabalayan güçlü bir birey.

Dünya, suçluları hapishanelere tıkmak yerine hafızalarını silip onları Omega denilen bir gezegene göndermektedir. Onları yeni doğmuş bir bebek gibi yepyeni bir dünyaya bırakırlar. Böylece dünya barış içinde yaşamını sürdürmektedir. Buradan bakınca, işledikleri suçların hatıraları silinmiş tertemiz insanlardan oluşan bir gezegenin özgür bir cennet olması gerekir, değil mi? Gelin görün ki öyle değil. Omega kötülüğü kutsayan yasalarla, kurallarla, geleneklerle bezenmiş bir suçlular gezegeni. Orada mevki atlamak, yasaları çiğnemekten ve yapabilirsen bundan paçayı kurtarmaktan geçiyor.

İşte böyle bir cehennemde hayatta kalmaya çalışan Will Barrent, bu düzenin arkasındaki gerçeği aramak için mücadeleye giriyor. Kendisine dünyada bir cinayet işlediği söylense de doğasındaki katili reddediyor. Mücadeleye önce kendisiyle başlıyor sonra da içinde yaşadığı toplumu sorguluyor.

Bu ilginç toplum tasavvuruyla yazar, devletin insanları yönetmek için kullanageldiği bütün araçları eleştiriyor: yasalar, din, uyuşturucu, mevki atlama vs. Omega toplumunu yavaş yavaş tanımaya başlayınca farkediyoruz ki yazar aslında zaten bizim geçmişimizde varolan bir toplum yapısını aktarıyor. Ne kadar zaman geçerse geçsin, uzay çağına da gelsek içimizdeki vahşiyi ehlileştiremediğimizi yüzümüze vuruyor. Yasalar olmadan birbirimizin hayatına, varlığına, diline, görünüşüne saygı duyamadığımızı anlatıyor Sheckley. Ve tüm bu eleştirileri yaparken de çok hızlı bir hikaye aktarıyor: Gerilimi, heyecanı bol hareketli bir hikaye.

Mutlaka okuyun.