Öykü Kırıntısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Öykü Kırıntısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
29 Temmuz 2009 Çarşamba
Peltek
Topuklarıma ısıtılmış çivi sokulduğunda, ağzımda yuvarladığım şeylerin dilimin parçaları olduğunu fark ettim. Ağzımdan sızan kanlar lacivert gömleğimi mora boyamıştı. Bu cehennemden kurtulsam bile bir daha “r” ve “t” harflerini düzgün söyleyemeyeceğimi düşündüm.
Yaşlan
Yaşamın verdiği ağırlık beni ezemez. Ben yüzümdeki çizgilerin beni bağlayamayacağını bildiğim kadar, ruhumun; ergenlik çağına yeni girmiş, dünyanın dönüşüne aldırmayan, çevresindeki olayların kendisi için oluverdiğini düşünen asi bir gencin ruhuyla eşdeğer oluğunu da biliyorum.
Benim tiyatromda henüz gençlik perdesi kapanmadı: Hala şarkılara eşlik edip sevincimden ağlayabiliyorum.
El yazım bir sismograf kâğıdındaki çizgiler gibi olsa da duygularım ölü bir adamın bakışları kadar dik ve düzgün.
Benim tiyatromda henüz gençlik perdesi kapanmadı: Hala şarkılara eşlik edip sevincimden ağlayabiliyorum.
El yazım bir sismograf kâğıdındaki çizgiler gibi olsa da duygularım ölü bir adamın bakışları kadar dik ve düzgün.
Acı
Önümde sıkı sıkıya bağlı bir şekilde yatıyordu. Parmaklarını kesişimi görmesi için, başının etrafına yerleştirdiğim camdan bir bölmenin üstüne koymuştum ellerini. Beraberliğimiz süresince bana yaşattığı her acıyı şimdi parmaklarıyla sayıyordum. Onu bağlamadan önce içirdiğim karışım bütün çığlıklarını boğazında tutuyordu. Benim acılarımı içimde tuttuğum gibi.
Neyse ki işim bitmişti. Az sonra saçlarını kazımaya başladım. Geriye çıplak güzel bir baş bırakarak yere yığılan saçlar, bana bir şeyi hatırlatmıştı: Nöroloji mastırı yaparken tanışmıştım onunla; saçları hala o zamanki gibiydi.
Neyse ki işim bitmişti. Az sonra saçlarını kazımaya başladım. Geriye çıplak güzel bir baş bırakarak yere yığılan saçlar, bana bir şeyi hatırlatmıştı: Nöroloji mastırı yaparken tanışmıştım onunla; saçları hala o zamanki gibiydi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)